BU şehirde başka bir yerde bir kadın var. Sen gibi bir kadın, sen gibi düşünen sen gibi davranan. Sen gibi sevebilen de bir kadın. Ne garip geldi, keşke sen olsan o kadın. Keşke onun gibi çağırsan ve ben hiç durmayıp geldim ulan desem. Sarılsam sana sımsıkı. Bilir misin sen bir tek hayırın artık beni yolsuz koyacağını. Korkaklığın bunu duymak olduğunu. Bilsem sen olduğunu ve hala ben sendeyken gelsem ve hiç gitmeyip gitsek hep birlikte. Bu şehirde başka bir kadın var tesedüfen gördüğüm, kim olduğunu bilmediğim sadece harflerle tanıdığım bir kadın, sen gibi. O bir İstanbul gecesinde ondan gideni çağırıyor, bense bir İstanbul sabahında bunu okuyorum. Keşke sen de beni çağırsan diyorum. Keşke sen o olsan.
4 yorum:
okuduğum en anlamlı saçma bu...
saçmalar başlığı yakışmamış bu samimi dökülüşe, bence tabii:)
sevgilerimle
Samimiyet çoğu kere saçmalık olmuyor mu? Eh, bazen böyle denmezleri demek iyi geliyor ve burası sadece bunun için var.
cevap hakkı doğdu:))
olmadığımız gibi davranmaya, rol yapmaya, maskeler takıp, roller üstlenmeye o kadar alıştık ki artık, belki de sadece bu yüzden samimiyet saçmalık olarak görülüyor. ama ben olmadığını iddia ediyorum. samimi olduğumuz zamanlar bence hiç olmadığımız kadar kendimiz olduğumuz zamanlar..
Teslim oluyor ve "saçmalar" başlığını bundan sonra saçıntılar olarak değiştiriyorum.
Yorum Gönder