
Ne kadar basit, her şey aslında. Hep bir anlam ve bahane peşinde koşturuyoruz oysa. Hep haklı çıkalım uğraşı. Hep bir ben yaptım, ben uğraşı…
Ne saçma…
İlla bir nedene, illa bir bahane ye sarılma isteğimiz.
- Hayatımda biri var.
- Nasıl yani…
- Biri işte.
- Kim?
(Sanki bilsen farklı mı olacak kimi, biriymiş işte)
Yetmiyordu senlik bana, yetmiyordu senle ben, yetmiyordu bana senin verdiklerin. istediklerim bunlar değildi, bunlar zaten olması gerekenlerdi . Ben seni bulmayı kendimin bulunmasını istiyordum.
Yetmez ki…
Yeter mi ki?
?
Soru işaretleri bırakırız hayata kocaman kocaman. Doğrusu yanlışı sıfırcı hoca muhalefeti sorular. Yanıtlarını veren olmuş gibi. Var mıdır soruların yanıtları, var mıdır her bir durumun kendi iç hesabının yanıtı. Oysa ne çok malikizdir ahkâmlara.
Oysa ne kolaydır hayatların üzerini silip yeniden kurgulamak. Nedense zorlanırız yeniye başlarken. Hep bir eskiyi silme arzusu yanıp tutuşur içimizde. Kötüdür o eski, mutlak kötüdür ki bitmiştir. Haklı olmalıyızdır mutlaka yeniyi hak etmek için eskide.
Ne saçma…
Bitmiştir oysa
İyisi kötüsü
Haklısı haksızı…
Yeni bir tendedir işte yeni bir hayat. Yeni bir umuttur yeşeren.
Bacak aralarımızdan yükselen kasıklarımıza vuran ardından göğsümüze konuk olan yeni bir terdir içimize konuk ettiğimiz.
Bahanelerimize rağmen yaşadığımız. Pişmanlıklara aşk replikleri yazdığımız o kısır hallerimizdir oysa…
YAŞAYAMADIKLARIMIZ…
(Ne çokdu oysa, ne çok.) Sanmışmıydım çokluğu
yoksa çok muydu gerçekten.
Ne gereksiz bir soru...
Geri kalan zamanlarda ne yazabilirsem şiir niyetine.
Niyetim olsun...
Sen, kimsin gözlerinden hayat akan.
Bilemediğim, bilmeye korktuğum.
Bilemedim ben.
Bilmeyi erteledim belki
Belki sevişirim senle gün doğuşunda
Belki sarılırım gün sonu yorgunu.
Belki sen beni aldatırsın
Belki ben seni
Bilemedim ben
Belki tutarım elini gözümü son kez yumarken.
Olsun varsın
İşte bak durdum sana çıkmazım artık
Bilmelerin tümünü bilemedim ki ben.
“Sensiz cümleler kurmanın acemisiyim ben. İtiraf ediyorum, illa sen olmalısın cümlelerimin içinde. Öyle alışmışım ki, oysa istemiyorum artık uzun zamandır.Aslında içinde sen olan tek bir harfi istemiyorum. Sana çıkabilecek tek bir kelimeye öylesi karşı duruyorum ki, seni öylesi istemiyorum ki yazamıyorum…”
İki yakası bir araya gelmez düşler misali benim halim. Kime ne.
Azıcık beri durmuş olmam ve temaşaya bakmaya vermişliğim, beklemekte olduğum değil ki. Durduğum yerde kendi yaralarımı kendimin yalamaya çalışmasının ne sakıncası var ki. Niye illa birini katıp da birine yalatayım ki yaralarımı. Kangren olup uzvumu atmak için mi?
Ne kolay oysa kes at.
Kolsuz kal
Aman canım nasılsa iki tane var…
Sonra?
E onuda bu sefer veririz ne gam…
Yok kardeşim ben tek vücut gideceğim cehenneme…
Garantiledin cehennemi yani
Eh…
İkisi bir araya gelmez düşlerinizin sonu nereye varır zanlınızca?
Bir yere varmaz varması da gerekmez.
Deli saçması hallerinizin bir devamı yani?
Evet size ne?
Hiç…
Bir yere varmaz atışmalardır aslında durduğun anda.” Hiç” e varan sohbetlerin, kocaman duru karşında pek ala demek istediklerin ama demediklerin. Olsun varsınla geçişip giden günler boyu…
Bu zaman da böyle işte.
BU şehirde başka bir yerde bir kadın var. Sen gibi bir kadın, sen gibi düşünen sen gibi davranan. Sen gibi sevebilen de bir kadın. Ne garip geldi, keşke sen olsan o kadın. Keşke onun gibi çağırsan ve ben hiç durmayıp geldim ulan desem. Sarılsam sana sımsıkı. Bilir misin sen bir tek hayırın artık beni yolsuz koyacağını. Korkaklığın bunu duymak olduğunu. Bilsem sen olduğunu ve hala ben sendeyken gelsem ve hiç gitmeyip gitsek hep birlikte. Bu şehirde başka bir kadın var tesedüfen gördüğüm, kim olduğunu bilmediğim sadece harflerle tanıdığım bir kadın, sen gibi. O bir İstanbul gecesinde ondan gideni çağırıyor, bense bir İstanbul sabahında bunu okuyorum. Keşke sen de beni çağırsan diyorum. Keşke sen o olsan.
Delendim gene birkaç gündür, kafamın içinde bin tilki sıkı sıkıya kuyruklarını sarmal etmiş beynimi gıdıklamakta. Boş sokaklarda aramak gafletlerine kapılıyorum gittiğim yerleri. Hiçbir şey yapasım yok, ne yazı yazmak ne tek bir satır okumak. Hele işe gitmek…
Gene çok fazla dolduğunu ve bunun bana iyi gelmediğini biliyorum. Kafamda bin bir umut kırıntısı dolanıyor, sonra hadi oradanlara sildiriyorum onları kıyı bucak. Hop dedik umut yok, umut etmek de nereden çıktı şimdi. Yaşıyoruz ve alınmış kararlarımız var bunlara uyulacak hey hat…
Dellenmenin hiç alemi yok dedi içimdeki o koca adam. Hadi len dedim siluet mi yazıyorsun şimdi. Şiir denedin, öykü denedin, deneme denedin. Birde bir şey dememeyi dene dök ortaya işte deli saçması bölük pörçük aklına eseni. Hem sen değil misin delilerden ben anlarım diye ortalara dökülen. Al kendine bir sayfa yarattın aman ortalık pek tertipli ha… Bak taktir ettim, hele o kelebek var ki o işte doruk noktası olmuş işin. “Amanın klasik romantizme kelebekler konmuş” Bak renk seçimindeki pastellik varya işte o da ayrı bir lezzet olmuş ha. Denizlerde vaybe… Ulan görende seni binbir diyar denizlerini aşmış kaptanı derya sanacak; a be salakım kıyı kıyı git önce kıyı kıyı.
Kimlere akıl sorduğuma şaşıyorum. Ulan sorduğumun aklı olsa kendi paramparca olmaz. Ha baksan öf ama. Ondan mükemmeli yok. Eh o da haklı garip ne etsin. Ben de salaklık gene yahu kendine sor be adam önce, sen karar ver hele bir. Aaaa değil mi verilmiş benim kararım. Durulacak. İyi duralım. Ama millet sanıyor ki bu adam duruyor gene bekliyor. E neyapayım yahu. Gidilecek son nokta burası, daha uzağı yok. Burada durulup gerekenler yapılacak. E ama sen bekliyorsun deniyor. Diyenin… Öleyim mi be ne yani. Bu kadar arkadaşlar son nokta. İstemeyen beş adım geri. İşinize gelirse.
Ha bir de özlemişsem, kime ne. Seviyorsam da hatta. Benim kimseye zararım var mı? Yok, kendi kendine eşeleniyorum. Hem eğleniyorum da bunla ben. Hicranlı aşk şiirleri yazıyorum, amanın ne de duygu adamı yazıları çiziktiriyorum. Ben hiç değilse özlediğime değer veriyorum. Buyurun bana hüküm verin siz. Bana ne ki… Budur benim halim kime ne. Yetmediğimde çocuklarıma höt deyin bana. O güne kadar hepiniz hele bir susun. Önce bir yapın sonra konuşun e mi…
Dellenmişim ben iyiden iye, ne garip eskiden olsa saldıracak yer arardım. Ya ne güzel öfkelerim vardı pis doktorumsu aldı benden onları. Hey seni varya sonunda bulacağım ve öfkelerimi alacağım senden. Bana yakışmıyor ya böyle süt dökmüş kedi durumları. Tarzım değil valla yakışmıyor yahu.
Aman her ne ise çenem düştü sus artık. İyi geceler hepiniz.
